Michael Sorkin Röportajı

 

Michael Sorkin: "Şehirler Kaza Yapan Makinalar. Biz de Bu Yüzden Şehirlerde Yaşıyoruz"

Korona virüsüne yakalanan Amerikali mimar ve kent bilimci Michael Sorkin 71 yaşında hayata gözlerini yumdu. Gokhan Avcioglu ve Ozlem Avcioglu Michael Sorkin ile 11 Eylul olaylarindan sonra, 2002 yilinda  bir roportaj gerceklestirmis; Sorkin bu roportajda şehirleri kaza yapan makinalara benzetmisti.

Kaynak: ARREDAMENTO MİMARLIK Dergisi

Sorkin kente ve kentsel olgulara toplumsal sorumluluk duygularıyla yaklaşan ve ütopyanın sınırlarında dolaşan bir tasarımcı. Denetimsiz gelişmenin sakıncaları üzerinde duran, ama yaratıcılığa da sekte vurmayı öngörmeyen bu önemli hoca- mimarla Gökhan Avcioğlu ve Özlem Erçil konuştu.

Michael Sorkin mimarlıkla şehirciligin o çok tartışılan uzlaşmaz sınırında dolaşan ender "senarist mimarlar"dan biri. Aynı zamanda mimarlık egitiminin dünya düzleminde açılmış gediklerini kapatan bir eğitimci olduğundan sözetmeliyiz. 1/10.000'den 1/1'lere, ütopyalardan gerçeklere hızlı yolculuk edebilen ölçeklerarası bir maceraci.

Sorkin yüzyıllar boyu oluşmuş Dogu ve Batı şehirleri ve onların yeni parçaları için nostalji sosları yerine, yeni, sanatsal ve mimari buluşları öne çıkaran çalışmalar yapıyor, öneriler hazırlıyor. Her zaman, en azından Amerikan sehirleri, özellikle New York üzerine danışabileceginiz en önemli isim. Çerçeveyi istediğiniz kadar genişletebilirsiniz.

11 eylüldeki dehset, onun yaşadığı Manhattan'da Tribeca'nın dibinde oldu. O günden sonra yaşananlar üzerine Sorkin'i ziyaret kaçınılmazdı. "Ground Zero"dan yükselen koku artık kaybolmuştu. Bir çukur açılıyordu her gün giderek derinleşen; hergün gazetelerde yeni fikirler yazılıyor, gelecekte neler olmalı bölgede eskiden olduğu gibi bir hareketi geri getirebilecek üzerine. Sorkin'le Tribeca'da dagılan gri bulutlara bakarak bölgenin gelecegi, sehirler ve felaketler, onun düşünceleri ve çalışmaları üzerine bir sohbet yaptık.

Gökhan Avcioglu - Özlem Erçil: Öncelikle şunu söylemek istiyorum ki, sorularımızın politika ile bir ilgisi yok; daha çok "kent mimarlığı" üzerine olacak, becerebilirsek. Michael Sorkin: "Kent mimarlıgı "dan bahsedeceksek, politikadan kaçınamayız ama...

GA-ÖE: Dünyada birçok şehir felaketlerle karşılaşıyor, New York gibi. New York çok yoğun ve nüfusu kalabalık bir şehir; bu da çok büyük bir "meydan okuma" bu sehir için. Siz nasıl bakıyorsunuz olaya? New York bu "meydan okuma"yı nasıl karşıladı? Sınavı geçti mi yoksa kaldı mı? Başarılı oldu mu olmadı mı bu "felaket" karşısında?

MS: Bunu söylemek için çok erken olduğunu düşünüyorum. Her ikisi de olası. Başarısızlık tarafından bakarsak çok doğru ki bir sürü ambulans olaydan hemen sonra her zamanki işlerine devam ettiler ama politik ve mimari komiteler olaydan hemen sonra yeni önerilerle gelmeye başladılar. Binaların aynısını yapmak, daha da yüksegini yada daha alçağını ama mutlaka inşa etmek gibi. Bu son derece kisa zamanda oluşan kısır analizler tabii. Fakat bütün bunlara karşı yeni bir umut da var. Bölgeye birşey yapmaya karşı çıkan sivil güçler. olabilecek en pozitif sonuç burada kimse çok çabuk ve acele bir karar veremeyecek. Benim için şu andaki en politik tartışma konusu "katılım"... 

GA-ÖE: Diger bir soru da sehrin planlanmış ve planlanmamış bölümlerinin dengesi. 20. yüzyılın başlamasıyla şehirler yoğun bir şekilde planlanmaya başladı. Daha çok istatistiklere, rakamlara baglı olarak. Sonuç olarak da yan enfeksiyon olarak planlanmamış bölümler de oluşmaya başladı. Istanbul'a da oldu bu, New York'a da. Siz gelecekteki şehir planlaması için ne düşünüyorsunuz? Mesela Detroit, u anda nüfusu azalıyor. Böyle tersine giden örnekler de var. Nasıl olmalı sizce planlama. Her detayına kadar bir şehir planlanmalı mı, yoksa altyapısı yapılıp bırakılmalı mı?

MS: Planlama çok kötü bir ad şu anda; sinirleri geriyor, akla kötü düşünceler getiriyor. Bence artık planlama düşüncesi yeniden ele alınmalı. Ortaya çıkan yan enfeksiyonların incelenmesi, dikkate alınması gerekiyor. Çünkü planlama geregine inanıyorum. Dünya ölçeginde şehirlerde yaşayanların nüfusu hergün 100.000 kişi artıyor. Bu insanları yerleştirmenin tek yolu planlanmış yeni şehirler yapmak. Ani, hızlı değişiklikler de oluyor şehirlerde tabii ki, çeşitli kazalar meydana gelebiliyor. Bu yüzden şehirler şahane. Şehirler kaza yapan makinalar. Biz de bu yüzden şehirlerde yaşıyoruz. Çok yaratıcı bir durum bu. Diger taraftan Modernist planlamanın kötü şöhreti ve kötü tecrübesi yüzünden de planlamadan elimizi çekmemeliyiz. Biz planlamazsak, hiçbir şekilde kente egemen olunamayacak. Sanki şu andaki şehirsel büyümenin arkasında hiç araç yokmuş gibi davranıyoruz, ama bu planlanmış birşey. Ülke genelinde politikalar, eyaletler-arası işbirligi, yatırım stratejileri yapılıyor bu memlekette; mesela, hükümet tarafından inşa edilmiş yollar, otoyollar, banliyölerde ev yatırımları için oluşturulmuş krediler var. Bunlar dünya tarihindeki en kuvvetli planlamalar, ama kimse bunu planlama olarak adlandırmıyor; çünkü fiziksel bir planlama değil. Ama Amerika'nın banliyö alanlarını geliştirmek için devlet, bankalar ve diger kuruluşlar tarafından kararlar alınıyor. Şimdi de bunların sonuçlarını görüyoruz. Ben planlamaya inanan bir insanim; çünkü New York, Istanbul, Şangay gibi büyük şehirler için en büyük risk, herşey birbirine benzemeye başlıyor, yavanlık başlıyor. Nasıl fark yaratılacak? Yollardan biri geleneklerin bu şehirleri ayrıştırmasına izin vermek. Ama nüfusu 10 milyonun üstüne çıkan bir Islam sehri için artık gelenekten söz edemeyiz. Tabii Istanbul ve New York gibi tarihi şehirlerde bizim görevimiz gökdelenler gibi o şehri meydana getiren şeyleri korumak. Ama yeni inşa edilen bölgelerde bu yerleri digerlerinden ayrıştırmayı sanatsal ve mimari buluşlar saglayacaktır, çünkü kültür de artık ayrıştırma saglamıyor. Her yerde MeDonalds tabelasına rastlıyorsunuz artık. Yeni fanteziler yaratmak, yeni ayrıştırma önerileri sunmak bize düşüyor bu durumda. Problem, burada işin çok büyük oluşu. Çok fazla bina inşa edilmeli, çok fazla insan konut sahibi yapılmalı. Evrensel görünme problemini ortadan kaldırmalıyız, sanatsal çözümün bunu başarması lazım. Şehircilige çok iş düşüyor bu ayrıştırmayı yapabilmek için. Şehircilikle ilgili iki stili bugün eleştiriyorum. Bunlardan biri nostalji üzerine olan yeni şehircilik, öteki de teknokratik "Hollanda usulü şehircilik". Bunlara karşı çıkılması gerektigini ve aktif savaşılması gerektiğini düşünüyorum. Aklımdaki karşı çıkma şekli mega-şehirler yapmaya çalışanlarla işbirligine girmemek. Planlamaya geri dönersek, Istanbul'da planlama nasıl olmalı? Istanbul dogal sınırları olan bir yehir, kontrolsüz büyüyor, 10 milyonu geçmiş durumda nüfusu şu anda. Ben bu kadar büyük şehirlerde, mahallelerin ayrıştırılamadıigı, otonominin imkansız hale dönüştügü, birçok hizmetin götürülemediği yerlerde demokrasinin de tehlikede olduğunu düşünüyorum.

GA-OE: Üzerinde çalıştığınız son projeler hakkında da bilgi almak istiyoruz.

MS: Gelişecek son bir alanı kalmış olan Israil için bir öneri yaptık, deniz kenarında harika bir yer için 3000 konutluk bir öneriydi bu. Öğrencilerimle şu anda Dünya Ticaret Merkezi'nin yerine geçecek dağınık bir öneri üstünde çalışıyoruz. Her öğrenci bölge dışında bir yeri inceliyor. Her birine 200 bin metrekare alan, 2500 konut ve kültürel yaklaşım önerileri verdim. Ground Zero'nun eski yoğunluğunu başka nereye transfer edebiliriz çerçevesinde. Bunlardan başka, bir kampus planlama projesi vardı Chicago için. Bir sonuç çıkmadı. Buradaki en heyecanlı projelerden biri Kudüs üzerine olan proje. Suha Özkan'ın da katıldığı bir konferans organize ediyoruz. Eşit sayıda biraraya gelmiş Filistinli, Israilli sanatçı ve mimarlarla Kudüs'ün gelecegi üzerine konuşmak için. Bu insanlarla Kudüs için fiziksel bir öneri üzerine çalışmak istiyorum. 24 proje var, onları toparlıyoruz şimdi; bunları birkaç ay içinde yayınlayacağım. Kudüs içinde olacak Filistin'in yeni başkenti için de proje yaptık. Nisan ayında ögrencilerimle Kıbrıs'a gidip Lefkoye'deki Türk ve Rum kesimi arasında bulunan "no man's land" tampon bölge üzerinde bir proje için çalışacağız. Bunu da Beyrut ve Sarayevo üniversitelerinin işbirligi ile yapacagız. Yeni bir monografik kitap üzerine çalışıyorum, kentsel projeler. Stüdyomuzda birçok çözümü olmayan masterplanlar üzerinde çalışıyoruz. Yani ısmarlamaa bir is gelmese bile biz kendimiz bir is yaratıyor ve calısıyoruz.

GA-OE: Sizinle Columbia, Pratt gibi üniversitelerde verdiginiz dersler üzerine de konuşmak istiyoruz.

MS: New York Universitesi'nde şehir tasarımı uzerine bir lisansustu program veriyorum şu anda. Şehircilik ögretiyorum: Şehir formunun icat edilebilecegi fikri hala canlı bir düşünce. Gelişen teknoloji bize şehirlerin tasarımı için yeni ilginç olanaklar sunuyor, örnegin sanal teknolojiler. Geleneksel mekan üretim yollarının nasıl ortadan kalktığı ve internet, telefon ve faks ile nasıl sekteye uğratıldığı ile ilgiliyim. Tüm insanlan bir araya getiren yapay araçlar benim için potansiyel bir tehlike olasılıgı da yaratıyor. Mimarlar için bence su an son derece heyecan verici; çünkü şehirde her sey artık her yerde olabilir. Artık eski sınırlar kalmadı, Amerikan şehirleri için de... Bu yeni durum özgürlük demek. Ornegin, yeşilci anlayış. Yeni biçimler, ilişkiler, formlar konfigürasyonlar birçok olanak sunuyor artık.

Çeviren: Özlem Erçil.

Tarih: 05/2002

Kaynak: ARREDAMENTO MİMARLIK Dergisi