GAYRIMENKUL TURKIYE mayıs-haziran '14

GAYRIMENKUL TURKIYE mayıs-haziran '14

İstanbul’da toplu taşımanın en önemli aktarma merkezlerinden ve en eski ve yoğunçalışma alanlarından olan Mecidiyeköy’de yer alan Trump Towers, büyük bir podyumüzerine oturan 2 kuleden oluşan bir karma proje. Konut, ofis ve AVM fonksiyonlarını içeren projenin açılışı 2012 baharında yapıldı. Geçtiğimiz yıl metro ve metrobüs durakları ile direkt bağlantısı sağlanan projenin AVM’si bu sayede ziyaretçi sayısını artırdı. Bu yılın başında açılan Trump Cadde, mevcut proje içindeki konumu ve uygulamada kullanılan malzemeler ile dikkatleri üzerine çekmeyi başaran bir konsept oldu. İstanbul’un en sıkışık ve hareketli böl-gelerinden Mecidiyeköy’e farklı bir sosyal alan çözümü olarak kabul edilebilecek projenin mimarı GAD - Global Architectural Development’ın kurucusu Gökhan Avcıoğlu ile bir söyleşi gerçekleştirdik. 

BURCU ÖZTAŞKIN:Trump Cadde, mevcut bir yapıya sonradan eklemlenen bir bölüm aslında. Tasarım nasıl şekillendi? Süreçten biraz bahseder misiniz?

GÖKHAN AVCIOĞLU:Bir kere öncelikle elimizde mevcut bir hardware vardı. Bu hardware’in içine sığamadığımız için projeyi, mevcut alt yapı ve taşıma kapasitesini zorlamadan, son derece hafif bir şekilde oturtmak istedik. O nedenle de sürecin başından sonuna Trump Towers inşaatını yapan kişilerle çalıştık. En önemli konulardan biri halihazırda işleyen ticari birimle bağlantı kurulmasıydı. İki yeni yürüyen merdiven bağlantısı sağlandı ve mevcuta birkaç asansör dahaeklendi. Dolayısıyla sirkülasyonun işleyişi arttırıldı, mevcuta yüklenilmedi. Bir de bu gerçekten mimari bir proje oldu. İç mekan tasarımlarını da biz yaptık. Çünkü burda indoor-outdoor ilişkisi önemliydi. Yani dışardayız ama içeride olduğumuzu da hissetmeliyiz. Sonra, dükkanlar . Birbirini rahatsız edecek şeylerden ziyade birbirleri ile uyumlu olmalarına dikkat edildi. Çünkü birine giren müşteri, gelecekte öbürünün müşterisi olacak. Lonca gibi çalıştı yani. Kiracılar da bu işe gerçekten gönül verdiler. Çok yeni ve isim yapmaya başlayan gruplar seçildi. Bazılarının ilk mağazaları oldu. Dolayısıyla biz ümit ediyoruz ki buradan 4-5 tane yeni grup/marka çıkacak.BÖ:Ana malzeme olarak konteyner kullanmayı neden tercih ettiniz?GA: Konteyneresasında başka amaçlarla ortaya çıkmış birmalzeme. Temel kullanım alanı taşıma olanmalzemeyi bu tür bir kullanıma döndürmekçok da kolay değil doğrusu. Ama işin dinamik yanını vurgulamak için hep beraber butür bir malzemede karar kıldık.BÖ:Acaba bu proje için ekstra imar hakkı gerektiği için mi takılabilir-sökülebilir bir çözüm olarak konteyner seçildi?GA:Bu soruyla haklı olarak karşılaşıyoruz. Söylediğiniz, bu proje için geçerli bir durum değil ama kalıcı ve geçici imalatlara da açıkolmak lazım. Herşey sanki çok kalıcı olacakmış gibi tasarlanıp inşa ediliyor. Piyasaya da sosyal hareketlilik buna çok musait olmayabilir. Biliyorsunuz Eyfel Kulesi* bile geçiciliğin kalıcı hale gelmesinebir örnek. Ruhsatı sürekli yenilenerek halaParis’in bir simgesi olmaya devam ediyor.Geçici olarak düşünülmüş şeylerin, kalıcılardan daha küçük bir kariyeri olduğunudüşünmemek lazım.Ayrıca, bu şehirde kalıcı olarak yapılmış binaların %70’i depreme dayanıksız. Ya dapat diye imar değişiyor, o sebeple yıkılıyor.Dolayısıyla bu tür konularda, geçici şeyleriinşa etmek çok kolay değil. Sökülüp takılabilen elemanlar, kalıcılardan daha zor. Çünkü kalıcılarda bazı şeyleri saklayabilirsin. Bu öyle değil, bunun her şeyini, ulaşılıp, sökülebilir halde organize etmen lazım. Ve taşıyıcı sistem, içindeki bütün mekanik sistem vb hepsi birlikte çalışmak zorunda. Önce dök betonu sonra herşey onun üstüne gelsin sistemi değil. Bir de binanın üzerinde olduğu için de hafif inşa edilmesi gereken bir sistem. Ana binanın ağırlık hesapları ona göre yapılmadı sonuçta.

BÖ: Bu işin fikir babası İzzet Çapa mı? Siznasıl dahil oldunuz projeye?

GA: İlk önceDoğan Grubu ondan sonra İzzet Çapa veMurat Özalp, daha sonra bunu nasıl yapabiliriz aşamasında da biz mimari grup olarakbu öneriyle geldik. Biz çelik ve hafif sistemler konusunda bilinen bir grubuz. Geçmişe dönük üretimlerimize bakarsanız değişik materyaller ile yapı çözümleri üzerinden giden bir grubuz.Bizim mimari olarak üç özellikli yaklaşı-mımız var. Birincisi yapı programı, mevcutrepertuarı genişleten, üstüne yeni bir şeyekleyen durumda olmalı. İkincisi, mutlakastrüktürel sistem, yapı çözümü, yapı sektö-rüne yeni bir öneri getirmeli. Bu hatta hızlıyapılması dahil de olabilir. Üçüncüsü, kul-lanılan materyaller. Yeni ya da eski olabilir.Örneğin 30 milyon yıllık taş kullanıyorsak,bunu günümüze adapte etmeye çalışıyoruz.Zaten bir proje bu üçünü bir arada yapın-ca milestone oluyor. Projelerimizi mutlakabunlardan en az bir tanesini gerçekleştire-cek şekilde yapmayı isteriz.Seçilmemizin sebebi; iki grup tarafın-dan da tanınıyor olmamız. Bu mimari birproje, üstelik de mevcut bir yapının üzerin-de olduğu için dikkatli inşa edilmesi gere-ken bir proje.BÖ:Ne tür zorlukları ya da avantajları oldubu durumun?GA:Zorluk olarak; hafif ol-malı, altyapısı iyi çözülmüş olmalı. Bütündükkanların mekanik aksamlarını, mutfak-larını, elektrik ve bütün ihtiyaç ve gerek-liliklerini çözerek teslim ettik. Shell&coreolarak vermedik yani.Hem mimarisini hem de iç mekan ta-sarımını yaparak, bir paket olarak verdik.Çünkü, konu sadece orası kırmızı olsun, ye-şil olsun değil. Yapılan her şeyin bir sebebivar. Tümü bir kompozisyonun parçası. Ta-sarlarken, aslında küçük bir köy gibi düşü-nüldü. İçinde bir meydanı var, sokakları var,sokakların arasından geçiliyor, tıpkı küçükbir Osmanlı-Türk yerleşmesi gibi.BÖ:Pazaryeri, Mahalle, Cadde... Açık havakonseptli AVM’ler daha fazla ziyaretçi çe-kiyor. Bu sanki bizim milletçe alışık oldu-ğumuz bir geleneksel kullanım biçiminedönmeye çalışmak gibi, yerelleşmeye doğ-ru gidiliyor sanki.GA:Çok doğru, geçenay MIPIM’de böyle bir panel oldu. Oradaseyirciler arasından Akmerkez’in projele-rini hazırlayan gruptan biri vardı. AVM’lermimari bir konu değil son derece ticari birkonu diye bir yaklaşım gösterdi.AVM’ler yaygınlaştıktan bir süre sonragüvenlik kontrolü diye bir şey çıkıyor. Hemdavet ediyorlar hem de potansiyel suçlu mu-amelesi yapılıyor. Ben onun için AVM’leregirmekten imtina ediyorum. Çünkü o hissi-yat bana hala gayrimedeni geliyor. KapalıÇarşı’da ya da benzeri herhangi bir çarşıdaböyle bir şey yok. Mesela biz Ataköy A Plus’ıyaparken nasıl dışarı açarız konusunun üs-tüne gittik. Sanıyorum Ataköy’de Galleriabunun bir örneği şu anda. Akmerkez’in dı-şında çok işlek bir cadde var, niye öyle içedönüktür, onu anlamak çok zor. Fakat bu birfuryaydı bir zamanlar. Şimdi zarar ediliyor.Bir de bu tür kapalı sistem AVM’lerin ömrü10 yıl. 10 yıl sonra eskiyorlar. Halbuki açıkbir sistem olsa, ticaret için bambaşka im-kanlar sağlanabilir.Sinema, çocuk oyun alanları gibi kapalıbölümleri tabii ki olabilir bir AVM’nin, amabu şekilde olmamalı. Bir de bu topraklar,yağmurdan soğuktan korunarak bir sokak-tan diğerine geçtiğiniz, kestirme yollarıolan arasta ya da pasaj denilen açık sistem-lere çok alışık. Mısır Çarşısı ne içindir; biryerden bir yere geçerken alışveriş yaparakgeçersin. Mısır Çarşısı’na girerken üzerinizaranıyor mu? Bana göre bu bir akıl tutulma-sıdır. O yüzden de önümüzdeki zamandatekrar eski genlerine döneceğini düşünü-yorum. Biz bu şekilde AVM tasarlamıyoruz.Mutlaka bir yerlerinde bir açıklık olmalı.Trump Cadde’de modern arkatlı bir üretimyaptık. Çarşıyı, 300 m uzunluğunda bir so-kağa açtık adeta.

BÖ: Mecidiyeköy’de nefes alabileceğiniz hemen hiçbir kamusal alan yok. Bu anlamda AVM’lere de böyle bir görev düşüyor aslında ister istemez. AVM’de açık alanla-rın olması ziyaretçi sayısını olumlu anlamda etkileyen bir faktör.

GA: Sadece Trump Cadde’nin günde 5.000 gibi bir ziyaretçi sayısı var. Bu projeden sonra da biz benzerbaşka teklifler de aldık. O da ilginç. Türkinsanı görerek farkına varıyor bazı şeylerin.Yani kendi potansiyelinin, tarihsel potansi-yelinin farkında değil.

BÖ: Bir de yayalar yokmuş gibi davranılıyor...

GA: Aslında insanlar da kendi kendilerine bunu yapıyorlar. Bunların hepsi birbütün. Bir yere bir geliştirme yapılacaksa,bunların sosyal yönlerine kadar araştırmaklazım. Bu tür düzenlemeler aslında parakaybettirici şeyler değil. Projeni metroyabağlamak için 6 milyon Avro harcamaktanimtina ediyorsan yapacak bir şey yok. Bizbunlarla ilgili bir vakıf kurduk. Mimarlık veyerleşme kültürü ile ilgili bu vakfın amaç-larından bir tanesi de temel alışkanlıklarıyerel yönetimler, kamusal alanlar üzerindençoğaltmak. Yerel yönetimlerin özendiricietkisi çok önemli. O nedenle de vakfımızla birlikte yeni bir imar yönetmeliği üzerinde çalışıyoruz.

BÖ: Değer konusunun da tekrar tartışılması lazım galiba?

GA: Tabii, genel ekonominin krizlerle aslında ne kadar hatalı formüller üzerine kurulu olduğunu anladık.Son zamanlarda da özellikle inşaat sektörünün içersin deki finansçı arkadaşların, aslında ne kadar kumda oynadıklarını gördük.Binalar milli servet. İnşaat sektörü motorsektör olup ekonomiyi sübvanse ettiği içinhükümetler biraz daha toleranslı davranıyorlar. En büyük sıkıntılar ordan ortayaçıkıyor. Mimarlar bir nevi geliştirici aslında. Biz de bazen üzerinde çalıştığımız pro-jelerde çevredeki arsaları da projeye dahilederek oradaki değeri büyütüyoruz. Mimardemek inşa etmek, imar etmek demek. Mi-marın, işin hardware’i üstüne çalışan bir ta-rafı oluyor. Bazen software yeterli olmuyorya da yeterli değeri olmuyor, geliştirilmesigerekiyor. Veya o hardware’in aslında ileride başka kapasiteleri de içine alacak şekil-de esnek olması lazım. Trump Cadde’de, elimizde iyi hardware vardı ve o hardware’in üzerinde external bir şey inşa ettik.Önümüzdeki zamanlarda, artık özelliklemimarların sadece boyalı kağıtlar vermedi-ği, karar mekanizmasının içinde yer aldığıanlaşılacak. Boyalı kağıtlar vermiyoruz, orada bir hayat kuruyoruz ve bunu da her zaman birlikte oluşturuyoruz. Sonuçlarını da beraberce görüyoruz.
 
 


Fotoğraflar