NATURA Eskişehir Rixos ekim-kasım'14

NATURA Eskişehir Rixos ekim-kasım'14 Kentin sembolü, Porsuk Nehri ve kentte çok bol bulunan lületaşıdır. Eskişehir'in çok sayıdaki önceki devletlerden dolayı katmanlı zengin bir geçmişi vardır. Bunlar arasında Hititler, Frigya, İskender İmparatorluğu, Bizans, Anadolu Selçukluları ve Osmanlı İmparatorluğu sayılabilir. Özellikle bakir tarihi dokusu sayesinde Odunpazarı bölgesinin büyük bir turizm potansiyeli bulunmaktadır.


Proje, Eskişehir'in sıcak su kaynaklarından büyük ölçüde etkilenmiş ve ilham almıştır. Yıllar yılı, orada yaşayanlar sıcak suyun iyileştirici özellikleri olduğuna ve bir süre suda kalan herkesin sağlığını daha iyiye götüreceğine inanmışlar ve bu, yerel ve yabancı ziyaretçilerin bölgeye olan dikkatinde bir artışa yol açmıştır. Turizm potansiyelindeki bu süratli artış, Türk ve yabancı turistler için bir lüks konaklama yeri gereğine işaret etmiştir. Proje, Odunpazarı'nın yerelden beslenen mimarisinin ve var olan tarihi dokusunun modern bir yorumudur. Alan planı, araziye verilen hasarın indirgenmesi için mevcut ağaçların konumları titizlikle dikkate alındıktan sonra oluşturuldu. Komplekste ortada bir kaplıca ve wellness merkezi ve çevresinde konaklama birimleri bulunmaktadır. Ayrıca, bir otel, düğün salonu ve yamaçtaki çam ormanında misafir bungalovları vardır. Jeotermal su kaynağına son derece yakın olduğundan, proje alanı mükemmel bir kaplıca konumu oluşturmaktadır. Kaplıca ve wellness merkezi, arazinin jeotermal özelliklerinden yararlanılması için toprağa gömülüdür. Yer altı yapısının çatısında havuzlar, havuz başı ve güneşlenme terası bulunmaktadır. Havuzlara konulan kubbeler, doğal gün ışığının içeri girmesine izin verecek çatı ışıkları görevini yapmaktadır. Kaplıcaya sızan ışık, bir kubbe altında geleneksel bir hamam yanılsaması yaratmaktadır.


Tatil kompleksi, binanın çekirdeği ve merkezini oluşturan kaplıca etrafında yapılanmıştır. Eskişehir kaplıca ve termal otelinin burada konumlanmış olması bir tesadüf değildir: Eskişehir Kaplıca & Termal Oteli fikri, bu doğal kaynağın kaplıca olarak kullanılması amacından doğmuştur. Kaplıca, alanın jeotermal özelliklerinden yararlanılarak, toprak ile eşleştirilmiştir. Otel, doğal topoğrafyayı izleyerek katmanlanmış olup; tüm otel misafirlerinin kolayca erişebilmesi için kaplıca etrafında dönmektedir. Düğün salonu, otelden ayrı bir işlev olarak tasarlanmıştır. Proje, rüzgâr ve güneş enerjisinden yararlanarak sürdürülebilir tasarım ögelerine değinmektedir. Jeotermal enerji sadece kaplıcalarda değil, bir jeotermal ısı pompalama sistemi sayesinde soğuk mevsimler boyunca hacmin ısıtılmasında da kullanılmaktadır. Mülk; "Azalt, Yeniden Kullan, Dönüştür." şeklindeki temel atık azaltma kavramını kucaklamaktadır. Kompleksin her yerinde kartonlar, plastik şişeler, cam şişeler, çelik ve alüminyum kaplar, ofis kağıtları, gazeteler, floresan lambalar, mutfak yağları, toner kartuşlar, piller, paletler ve sandıklar dahil, her türlü dönüştürülebilirler toplanmaktadır.
 Gökhan Avcıoğlu İle söyleşi


Gökhan Bey en son sizinle beş sene önce yine Natura için söyleşi yapmıştık. O zamanki ses getiren Beşiktaş Balık Pazarı, Borusan Müzik Evi gibi projeleriniz ve mimari durum üzerine konuşmuştuk. Geçen sürede "mimari" ile ilgili düşüncelerinizde neler değişti?
"Mimari sadece inşa edilen parça değildir" sözüne sonuna kadar inananlardanım. Öncesi var, sonrası da. Bir bina bir yatırım olduğu kadar aynı zamanda milli servet. İnşası için onlarca gerekliliğin ve şartın mantıklı bir şekilde bir araya gelmesi gerekir. Hatta bazı bölgelerde müşterimin ve benim kendi aramızda yapalım dememiz yeterli değil; resmi makamlardan alınması gereken izinler gibi süreçleri de var. Proje bir öngörü ve bu öngörü ile güncel koşullar örtüşmeyebilir veya örtüştü-ğünde proje geçerliliğini yitirebilir. Mimari projelendirmenin esnek gelişmelere açık olması artık aranan bir unsur. Geçen yüzyılın "bu ancak böyle olur" diye direten, yerinden kıpırdamayan mimarlarının ürünü olan projelendirmelerin zamanında değiliz; aslında daha önceki yüzyıllarda da zaten öyle değildi. Türkiye gibi ülkelerde mimarlarla proje ısmarlayanlar arasında ciddi dil ve anlayış farklılıkları var. Bu farkın giderilmesi beni ilgilendiriyor. Bundan dertlenmek yerine "durum bu, malzeme bu, bu malzemeyle ne yapabiliriz" yaklaşımıyla hareket etmek ediyor. Müşterilerimle aramdaki diyalogu zedelememek adına takıldıkları yerlerde doğru öneriler yaparak onları yönlendirmem gerekiyor. "İş, yaratıcılık, inovas-yon" olarak tariflediğimiz bir üçgen var. Bu üçlü arasında denge kurabilmek, iyi bir iş, iyi bir proje, iyi bir bina için gerekli.

Rixos Eskişehir Spa Otel projesi de böyle mi gelişti?
Bu projeyi birçok projeden ayıran en önemli özellik, Polimeks’in yatırımcı kimliğinin yanı sıra turizmci kimliğini de üstlenen müteahhit bir pozisyonunun olması. Eskişehir Belediyesi’nin özellikle de Yılmaz Büyükerşen’in büyük desteği ve mimari grup olarak bizler ile işbirliği içinde çalışması, projenin başarısını oluşturmuştur.


Biraz Mimarlık Okulu oluşumunuzdan bahsedelim.

Bizde yerli ve farklı kültürlerden, dillerden mimarlar var. Ayrıca her yıl aşağı yukarı 25 öğrenci ofisimizde staj yapıyor ve gözlemimiz şu; genel kültür, dünya görgüsü okullarda yeterince alınamıyor. Bir-iki okul dışında global standartlarda okul yok. Öte yandan tüm dünyada da mimarlık eğitimini daha dikkatli kurgulamak ve günümüz koşullarına uyarlanmış versiyonunu kurmak gerekiyor. Bu iki durum bizi artık kendi okulumuzu kurmaya doğru yönlendiriyor. Zaten bizim ofis okul gibi. Bunu profesyonelce yapalım diyoruz. Araştırmalarımıza göre böyle bir okulu bugünkü bakanlık ve YÖK kapsamında yapmamız hemen hemen imkânsız görünüyor, şartların oluşmasını bekliyoruz. Belki diploma veremiyoruz ama yanımızda staj yapanlar iyi yetişiyorlar.


Alpaslan Ataman görüşlerine kıymet verdiğimiz bir usta. Kendisi bir süredir sizin ile birlikte çalışmalarını sürdürüyor. Vakfınızın işbirliği ile basılan Alpaslan Ataman imzalı kitaplardan biraz söz edebilir miyiz?
Hem bu okulun ilk üç yılının eğitim kitapları hem de mimar olmayan birinin bile ilgisini cezbedebilecek kitaplar. Ana kitap "Mimaride Cetvel Düzeni" ve bu kitaptaki konulara "close up" yapan farklı başlıklar altında beş kitap daha var.
 

Eskişehir Spa ve Termal Otel projenizi tasarlarken nelere dikkat ettiniz? Yerellik ne kadar ön sıradaydı?

GAD: Eskişehir Termal Otel, Odunpazarı'nın lokal mimari ve tarihi dokusunun analizi ile modern bir yapıya bürünmüş bir projedir. Odunpazarı'ndaki proje ağaçlar içerisinde çevreye zarar vermeden konumlanmış, termal havuz ve dairelerin çevrelediği merkezi bir sağlık tesisine sahiptir. Çam ağaçlarıyla dolu olan Eskişehir Resort içinde spa, otel, konferans salonu, çok amaçlı salonlar, hamam ve bar restoranlar bulunur. Arazi termal su kaynaklarına yakın olduğundan, otel için ideal bir ortam yaratmıştır. Arazinin jeotermal olanaklarından yararlanmak için spa ve sağlık merkezi olabildiğince yer altındadır. Spa bölümünde havuz bulunmaktadır ve ayrıca içeriye doğal ışığın girebilmesi için kubbelerde fil gözleri vardır. Gündüz gün ışığını hamam içine alan bu fil gözleri, gece iç mekândan dışarıya ışık yayarak iç avluyu aydınlatmaktadır. Geleneksel Türk Hamamı konseptine bağlı olarak iç mekânlarda göbek taşı, fil gözleri, ıslak mekanlarda mermer kullanılmıştır. Eskişehir'in en yüksek noktalarından birinde yer alan otel, özellikle gece şehir manzarasını, şehrin ışıklarını odalardan tüm restoran ve teraslardan içeri almaktadır. Yatırımcı Polimeks'in ortaklarından Erol Tabanca'nın sanata olan ilgisi ve düşkünlüğü projemize de yansımıştır. Otel geneli için otele özgü sanat eserleri tasarlanmıştır. Otel odalarındaki sanat işleri Eskişehir ve İç Anadolu tarihinden esinlenilerek bu otel için özel olarak tasarlanmıştır. Otel fuayesi ve suit odalarında kullanılan Sanat eserleri Erol Tabanca Koleksiyonu'ndan özenle seçilmiştir. Otel lobisine ve peyzajına özel olarak Hüsamettin Koçan tarafından tasarlanmış heykeller yine Erol Tabanca Koleksiyo-nu'ndandır. Eskişehirli sanatçılar tarafından otele özgü heykeller ve resimler yapılmıştır. Otel içinde sergilenen tüm bu eserler küçük çaplı bir koleksiyon oluşturmaktadırlar.

Projeyi incelediğimizde gördük ki giriş mahali ve açıldığı alanlar, otelin bulunduğu ormanlık arazi ile bütünleşiyor ve çok geniş. Biraz bu fikrin nasıl oluştuğunu anlatır mısınız?



GAD:
Otel içinde sunulan en önemli yaşam ve buluşma alanlarından biri lobidir. Sadece otel müşterisine hitap etmenin dışında, gün içinde Eskişehir halkının özellikle genç kesimin kullanabileceği bir buluşma noktası yaratmaktan yola çıkılmıştır. Birçok otel lobisinden farklı olarak oldukça büyük ve farklı niteliklere sahiptir. Otelin bulunduğu çevre ve doğal dokudan yola çıkılarak, bütün lobi gün ışığını kontrollü şekilde içeri alacak şekilde çelik konstrük-siyonlu cam çatı ile örtülmüştür. İç mekânda zemininde doğal taş, mobilyalarda ve duvarlarda doğal ahşap kullanılmıştır. Doğal ışığın da etkisiyle iç mekânda doğal ağaçlar ve yeşiller kurgulanmıştır. Boşluğun içinde insanları yönlendiren, oturup zaman geçirebilecekleri alanlar oluşturan organik formlu duvarlar ve bu duvarları destekleyen yeşillerle buluşma ve karşılama mekanı tanımlanmıştır. Lobiden dağılan ve lobi ile bağlantılı restoranlar, barlar, spa ve farklı etkinliklere olanak veren "Venue" ve toplantı salonları ve fuayelerine ulaşılmaktadır. Lobi tüm projenin merkezinde ve diğer tüm fonksiyonlarla ilişkilendirilmiştir. Eskişehir Projesi'nde kentin ihtiyacına da karşılık verebilmek adına farklı amaçlarda kullanılabilecek, farklı ebat ve niteliklerde üç farklı toplantı salonu ve bu salonlarla ilişkili fuayeler, ve 500 kişilik, kendi içinde de bölüne-bilen bir balo salonu yer almaktadır. Yine bu balo salonunu ile ilişkili açık ve kapalı fuayelerle çevrelenmiştir. Eskişehir'in konumu nedeniyle özellikle büyük şehirlere yakınlığından, çeşitli kurumsal organizasyonlara cevap verebilecek ve bölge halkının da ihtiyacını karşılayabilecek nitelikte bir alan tasarlanmıştır.

PROJEDE ÇOK SAYIDA DOĞAL TAŞ KULLANILMIŞ. VE UYGULAMALAR ÇOK İYİ GÖRÜNÜYOR. SİZ MALZEMEDE TAŞI SIKÇA KULLANIYORSUNUZ. BU PROJENİZDEKİ SEÇİMLERİNİZDEN BİRAZ BAHSEDER MİSİNİZ? EN ÇOK HANGİ MAHALDEKİ DOĞAL TAŞI BEĞENDİNİZ?


GAD: Eskişehir Otel Projesi tasarım aşamasından, inşaat aşamasına ve işletme aşamasına kadar sürdürülebilir bir proje olması üzerine kurgulandı. Bu konuda hassas davranan Eskişehir Belediyesi ve yatırımcımız Polimeks'in büyük destekleri olmuştur. Projenin her noktasına yansıyan işbirliği ve uyum projenin başarısını ortaya çıkarmıştır. Arazi içinde yerleşimi ve yönelimi en doğru gün ışığını içeri almak ve en doğru iklimlendirmeye ulaşmak üzerine kurgulandı. Çevre dostu, ze-
hirli kimyasallar içermeyen ve en önemlisi çevre etiketleri olan ve en önemlisi yerel malzeme kullanımına özen gösterildi. Binanın cephesinden ve iç mekânında kullanılan tüm malzemeler yenilenebilir ve geri dönüştürülebilir malzeme olmasına dikkat edildi. Bina girişinde kobbyden itibaren tüm sirkülasyon ve fuaye alanlarında doğal taş kullanıldı.(Emperador, light / dark) Farklı doku ve renklerde seçilen taşlar farklı ebatlarda kullanılarak, mekân içinde farklı ışık algılarıyla doğal ortam etkisi oluşturulmuştur, yine aynı mekân içinde kullanılan yeşil bitkilendirme ile de sokak etkisi güçlendirilmeye
çalışılmıştır. Bu tarz sirkülasyonu fazla mekânlarda dayanıklılık ve hijyen açısından da doğal taş kullanmaya özen gösterdik. Oda içlerindeki ıslak mekânlarda ve spa içinde zemin ve duvarların büyük bir kısmı doğal taş olarak tasarlanmış ve uygulanmıştır.Geleneksel hamam kültüründen gelen mermeri honlu Carrera (kayma riskine karşı) olarak spa içindeki tüm ıslak mekânlarda ve hamam da kullandık. Hem hijyeni hem de dayanıklılığını da dikkate alarak spa içinde sirkülasyon alanlarında ve genel dinlenme mekânlarında da doğal taş kullanmaya özen gösterdik. (Silver stone) Genel olarak doğal taşı kullandığımız tüm mekânlarda istediğimiz estetik ve fonksiyonel sonuçlara ulaştık.
Daha fazla bilgi için; http://www.naturadergi.com/?p=380 http://www.naturadergi.com/?p=370







Fotoğraflar