Artam

Artam
"İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli farklılık günlük hayatında düşünce ve davranışlarını sanata dönüştürebilmesidir. İnsan aklının her zaman sanatla ilişkisi olacak."
Sanatın mimarîyle birlikteliğinde bugününü ve geleceğim naşı I yorum luyors unuz?


Mimari ve sanat arasındaki bag her zaman var ve olacak da. Sanat; bir kişi tarafından düşünülüp o görüşü, o düşünceyi veya bir yaklaşımı paylaşmaktan başla sebebi olmayan bir durumdur. Sanatçının görüsüdür ve öznelliğine, ilk defalığına, emsalsizliğine, emsallerinden onu ayıracak farklılığına bakılır. Sanatın hesap verdiği tek yargı budur. Başka da verilecek hesabı yoktur. Mimarlık bunun tam tersine hareket ederek doğuyor, tartışmasız bir sebep/sonuç ilişkisi vardır. Mimarinin de hesap verdiği yargı öncelikle bu ilişkiyi oluşturduğu cevapla başlar. Başlangıçta birinin ya da bir kurumun, bina yada mekan ihtiyacı bir lider mimarın düşüncesinde şekillense de ortak disiplinler arası takım çalışmaları ite gelişip son şeklini alıyor ve içine girilen, gezilen, yaşanılası devasa bir doluluk ve boşluk ortaya çıkıyor, işin bitiminde tekillik, emsalsizlik hissi uyandırıyorsa ve gerçekte de oyleyse bu mimari sonuca sanat diyoruz. Birçok bina bu mertebeye erişemez, buna olarak kalır. Mimaride de birçok yapı, pratik sebeplerle ve fonksiyonlarla üretiliyor. Sanat gibi dert edilmiş bir meseleyi anlatmak için ince ince işlenip ortaya çıkan bir iş gibi sanatsal duyguya nail olmuyor, işin bu yönü düşünülmeden kötü renk ye dokularla üretilen nesneler gibi çok sayıda bina da var etrafımızda. Bu ıskalamayı bertaraf etmek sadece mimar te r in görevi değil . Günlük hayatın daha çok sanatla yoğrulması için bence her eğitim önce sanat, sanat tarihi, mimarlık ve yaşama değerleri üzerine mecburi derslerden sonra branş seçimine yönelmeli sadece sanata eğilimi olanlar değil meraklılara, sanata bir gereksinim, arzu duyanlara daha çok ihtiyacımız var.


Çalışmalarınız hangi akımlardan besleniyor?

Akımlardan ziyade teknikler benim için geçerli. Ben, tasarımın tasarınımını yapmayı seviyorum. Her mesele farklı bir formulasyonu ve stratejiyi gerektiriyor.


Yaratım sürecinin en sancılı ve keyifli yanı nedir?

Sancılı olan kısmı, insanların ana fikirden uzaklaşma eğilimleri. Her binayı yapmamızın hem pratik hem de estetik sebepleri vardır, insanların işe katkısı olduğu kadar değiştirmeye ya da durdurmaya yönelik arzusu da var, Kendisine ait olmayan bir fikir uzerinde bile bunu kolaylıkla ve cesarette deneyebilirler. Keyifli tarafı ise her şeye rağmen ipi majör kurgudan ve ana fikirden rotadan sapmadan göğüslemek. Fikir belki benim kimsenin olmadığı bir gece karalamaları ile başlıyor ama sonrasında beni bile tanımayan 300 teknik elamanın, ustanın, işçinin çalıştığı bir şantiyeye dönüşüyor. Her insan hem olumlu hem olumsuz katkı yapabilir. Bir orkestra gibi.


Çağdaş sanatın dünyada ve Türkiye'de aldığı yol ve konumlandırılması anlamında neler söyleyebilirsiniz?



Sanatla var olur ve yaşarız, insanı diğer canlılardan ayıran en önemli farklılık günlük bayatında düşünce ve davranışlarını sanata dönüştürebilmesidir, insan aklının ber zarnan sanatla ilişkisi olacak. Edebiyat, fotoğraf, sinema, resim hepsi sanabn bir dalı. Hatta koku ve tat duygusunun da sanat olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.


Çağdaş tasarım dünyasını yönlendiren olgular, çağdaş tasarımın öncelikleri nelerdir?

Program, fonksiyon, yapı teknolojisi, yeni bir materyal ya da varolan materyali farkı bir açıdan kullanmak diyebiliriz. Varolma ve yaşama sanatı en önemli etken


Sanatta ve mimaride otoriteniz kim ve nedir?


Arkasında bir düşünceyle ve bilinçle yapılan her türlü insani işe ilgi duyuyorum. Mimaride de insan ana malzeme. Onun pratik ve estetik ihtiyaçlarına cevap arıyoruz. Ortak beğeniden, ortalama beğeniden uzaklaşmamız bite mevcut repertuarımızı genişletmek için.


Çalışmalarınız ilhamini en çok hangi öğretiden alıyor; matematik, sanat...


Sanatte matematik arasındaki bag ber zaman tartışılır. Bir işi yoluna koymak için matematikle hareket edip, sistemli hale getirmeniz gerekir. Sanat ber zarnan tekil olmak ister, zaanat ise onu ber za rnan çoğaltmak ister, rnirnari tarn bunun arasında, ama özünde ve nihai sonuçta tekili
arayan yanı ağır basar. Tıpkısının aynısı tekrar sıkıcılık ve sıradanlık ağına düşüyor. Ancak bir husus önemli mimaride şehir gerçegi ortak çizgilerin ve ortak kabuller üzerinden çeşitlemeyi 'raya tekilliği önerir. Sıradanlıktan kacarken bu sefer kakafonik sonuçlara yakalanmamak için binadan binaya tıpkı müzikteki gibi çalgılar arasında aynı makam ve temel kabuller ve akarlar olmalı.
 
 
Günümüz mimansi kavram mı yolca süreç odaklı mı?
 
19. yüzyıl sonuna kadar 8000 yıl boyunca dünyanın her yerinde bina ve yerleşme kültüründe, teknik ve malzeme kullanımında az sayıda ve değişmeyen malzeme vardı. Kullanım teknikleri de malzemelerin imkanları ile sınırlıydı. Kullanılan malzemeler, davranışlar, yapım yöntemlerinde her yerde asırlarca büyük benzerlikler vardı. 20. yüzyıldan sonra; biz, ısmarlama şekli, malzeme Ye teknikler arttı ve bunlara bağlı şehir kurgusu değişti, kişisel düşünceler, kişisel üsluplar, matematik ve teknolojideki gelişmenin mimariye hem büyük katkıları hem de kaybettirdikleri oldu. Nüfus çok yüksek orantıyla arttı ve dünya kirlendi. 21. yüzyıl için bir sentez yapmak, neyin doğru, neyin yanlış olduğunu araştırmak gerekir. Mimarlık ve yerleşme kültürü ile ilgili bir vakıf kurdum. Esas konunun da sadece tekil binalar değil, binaların bir araya ilmesiyle oluşan şehir kurgusu olduğunu düşünüyorum. Tek tek binalar özenli olsa da bir araya gelişleri ile ilgili yeni kabuller yapmamız gerekir.




Fotoğraflar